Türkiye'nin en kapsamlı Türkçe glokom sitesine hoşgeldiniz...  



 
İsim:
E-Posta:
Mesaj:
 

Kapalı Açıda Tanımlama ve Yaklaşım

 

Açık açılı glokom prevalansı 40 yaş üzeri beyaz ırkta %0.5-2 arasında değişmektedir. Aynı özellikteki popülasyonun dar açılı olma olasılığı ise %1’dir. Ancak bu kişilerin akut atak geçirmişlerine baktığımızda oran %0.64’e düşmektedir. Kapalı açı prevalansı etnik farklılıklar göstermektedir, Eskimo ve Asya ırkında oranlar %10’lara kadar yükselmektedir. Yaş ile de oran artmaktadır. Türk insanının prevalans oranlarını inceleyen bir çalışmaya rastlamadım. Irksal özelliklerimiz dolayısı ile tahminimizden sık karşılaşabileceğimizi düşünüyorum. Aşağıda konuyu dikkatinize çekmeye çalışacağım.

Tanısı zor bir durumla karşı karşıyayız, kim hasta, kim riskli ayırt etmemiz gerekir. Genellikle hastalarımız dramatik akut açı kapanması tablosu ile başvurmaktalar. Hal böyle olunca tanı kaymakta zorlanmayız. Ancak riskli gruplar, yani henüz akut atak geçirmemiş hastaların ayırt edilmesi önemlidir. Öncelikle sınıflama yapmamız gerekir. Foster’in sınıflamasının akılcı olduğuna inanıyorum. Foster, açık açılı glokomdaki “glokom” tanısını koyarkenki ince eleyip sık dokuduğumuz terminolojik yaklaşımı kapalı açıda da kullanmış. Yani glokomatöz optik hasar gelişmemiş kapalı açılı hastalara hemen “glokom” adlandırmasını kullanmamış.

  1. Primer Kapalı Açı Şüphesi: Periferal iris ve posterior trabekulum arasında temas gözlediğimiz kişilerin oluşturduğu gruptur. Bu gruba asemptomatik kapalı açı denebilir.
  2. Primer Kapalı Açı: İris trabekülum teması vardır, ayrıca hastalarda ağrı, sulanma gibi şikâyetler de saptanmaktadır. Ancak bu hastaların optik sinirleri glokomatöz değildir ve görme alanlarında fonksiyonel defektleri yoktur. Bu gruba da semptomatik kapalı açılı diyebiliriz.
  3. Primer kapalı açılı glokom: Glokom tanımında kullandığımız tüm özellikleri kapsayan kapalı açılı hastalar bu grupta değerlendirilmelidir.

Thomas R ve arkadaşlarının bir çalışmasında primer kapalı açı şüphesi olan hastaların %22’sinin semptomatik forma dönüştüğünü gözlenmiş.

Semptomatik veya asemptomatik hastalara profilaktik amaç ile yapılan periferik laser iridotomiler acaba akut glokom atağına karşı koruyucu olur mu? Bu sorunun cevabı ırklara göre, daha doğrusu iris kalınlığına ve koyuluğuna (pigment miktarının fazlalığına) göre değişmektedir. Asya ırkında profilaktik periferik laser iridotomi yapılan hastaların %76.6’sında göz içi basıncı yükselmesi takiplerinde kaydedilmiş ve C/D oranında 0.9’lara varan bir artış gözlenmişken, beyaz ırkta C/D oranının 0.6^ya yükselme olasılığı %12.5 gibi düşük bir seviyede kalmış. Göz içi basıncı yükselen primer kapalı açılı glokomlu hastalar için de laser tedavisi ile benzer sonuçlar bildirilmektedir, açı ortalaması G2 olan, açık renkli veya az pigmentli beyaz ırkın sadece %1 ile %13’ü trabekülektomi gereksinimi gösterirken, koyu renkli irisi olan, Asya ırklı veya açı ortalaması G0-2 arası bulunan hastaların %84 ile %99’u trabekülektomiyi gerekli kılan kontrol edilemeyen göz içi basınç yüksekliğine maruz kalmışlar.

Bir gözünde akut glokom atağı geçiren hastanın diğer gözünden bir içerisinde atak geçirme olasılığı %51-72 arasında değişmektedir. Sitenin www.glokom-net.org/akut_kapali_glokom.htm adresinde belirtilen algoritmayı diğer göze uygulamanızı tavsiye ederim.

Diğer bir tavsiyem de kapalı açılı gözlerin tüm tiplerinde katarakt ameliyatının erken yapılması yönünde olacaktır. Katarakt ameliyatından sonra göz tansiyonunda anlamlı azalmalar saptanmıştır.


Menüye Dön


   powered by: minduce |  
pendik evden eve nakliyat replika saat maltepe evden eve nakliyat eşya depolama ofis taşıma şehirlerarası nakliyat