Türkiye'nin en kapsamlı Türkçe glokom sitesine hoşgeldiniz...  



 
İsim:
E-Posta:
Mesaj:
 

Glokom Genlerinin Rolü

 

GİB düzenlenmesi ve retina ganglion hücrelerinin fonksiyonlarını yerine getirmeleri için hücresel ve biyokimyasal olaylar ile ilgili bilgilerimizin kısıtlı olması sebebiyle, glokomdan sorumlu moleküler olayların aydınlatılması da güçleşmektedir. Glokoma sebep olan veya gelişmesine katkıda bulunan genlerin tespiti, altta yatan patofizyolojinin anlaşılmasına ve gen odaklı tanısal testlerin ve tedavi yaklaşımlarını mümkün kılacaktır.

Glokom, ABD’de zenci nüfus arasında görme azalmasının ve körlüğün en sık sebebi iken, beyaz Amerikalılar için sıralamada 3. durumdadır. Glokom için aile hikayesi uzun zamandır majör risk faktörü olarak kabul edilmektedir ve çeşitli özel gen defektlerinin hastalığın patogenezine katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Glokom da, mendelian–dominant veya mendelian-resesif geçişle (genellikle hastalığın erken başlangıçlı formları) veya kompleks geçişli transfer şekilde ailevi yatkınlık (hastalığın erişkin-başlangıçlı formu) olabilir.

Tipik olarak erken-başlangıçlı glokom türlerinde sorumlu genler mendelian-dominant veya mendelian resesif geçiş ile transfer edilirler. Bu glokom türleri içerisinde Rieger sendromu, nail-patella sendromuna eşlik eden glokom, nanoftalmus gibi gelişimsel glokom türleri yanında, konjenital glokom ve pigment dispersiyon glokomu sayılabilir. Konjenital glokom otozomal-resesif geçişle transfer edilmektedir ve akraba evliliğinin sık olduğu ülkelerde daha çok görülmektedir. Ülkemizden ve Suudi Arabistan’dan yapılan soyağacı çalışmaları sonucunda sitokrom P450 ailesi içindeki bir proteini kodlayan CYP1B1 geninde mutasyon saptanmıştır. Daha sonraki çalışmalar bu mutasyonun Slovakya, Brezilya, ABD ve Japonya gibi ülkelerde de konjenital glokom hastalarında varlığını göstermiştir. Sitokrom P450, östrojenler dâhil olmak üzere çeşitli ürünlerin metabolizmasında rol alırlar ve östrojen metabolizmasındaki değişikliklerin bu gene bağlı oküler anormalliklerin temel sebebi olduğu düşünülmektedir.

Bunun yanında Axenfeld-Rieger sendromunda PITX2 geninde, ön segment disgenezisinde FOXC1 geninde, aniridide PAX5 geninde, nail-patella sendromunda LMX1B geninde ve nonoftalmusun otozomal dominant formunda VMD2 geninde mutasyon olduğu bilinmektedir.

Öte yandan erken-başlangıçlı PAAG ‘da myosilin proteini kodlayan MYOC geni ilk tespit edilen mutasyondur. Erken-başlangıçlı PAAG’larin %20’sinde ve erişkin-başlangıçlı PAAG’ların %3-5’inde bu gende mutasyon tespit edilmiştir. Myosilin ekstrasellüler boşlukta bulunan glikoprotein ailelerinden birisidir ancak hastalık etiopatogenizindeki rolü tam olarak açıklanamamıştır.

PAAG, normal basınçlı glokom (NBG) gibi erişkin-başlangıçlı glokomlar ve pseudoexfoliasyon glokomu kompleks genetik geçiş gösterirler. Aile hikâyesi bu hastalarda önemli bir risk faktörüdür ancak tek bir genden kaynaklanan basit bir geçişten çok daha karışıktır. Bu hastalarda birden çok genin rolünden kaynaklanan bir fenotip ve çevresel faktörlerin muhtemel rolü mevcuttur. Bu hastalarda sorumlu genin tespiti için yapılan analizler basit mendelian geçişlere göre çok daha karışıktır.

NBG hastalarında tespit edilen önemli bir mutasyon OPTN genindedir. Bu genin sorumlu olduğu optinörin, trabeküler ağ, non-pigmente siliyer epitel, retina, beyin, böbrek gibi çeşitli oküler ve oküler olmayan dokularda salınmaktadır. Optinörin, doku nekrozis faktörü yolunda rol almakta olup, NBG ve PAAG hastalardaki retinal ganglion hücre apoptozisinde önemli olan yollardan biridir. NBG’da tespit edilen mutasyonlardan biri de Kjer otozomal dominant optik atrofiden sorumlu olduğu bilinen OPA1 gen mutasyonudur.

Erişkin-başlangıçlı glokom, sıklıkla ailelerin çoğu bireyinde bulunmakla beraber, bariz bir mendelian geçiş göstermemektedirler. Transfer edilen risk faktörleri hastalığa bir yatkınlık yaratmakta ancak hastalığın gelişmesi için muhtemelen tek başlarına yeterli olmamaktadırlar. Birden fazla risk faktörünün bulunması veya çevresel faktörlerin etkisi ile hastalık tetikleniyor olabilir. Daha önce bahsedilen MYOC geni dışında erişkin-başlangıçlı glokomda mutasyon tespit edilmiş diğer genler Q368X ve WDR36 genleridir.

Pseudoexfoliasyon glokomu hastalarında tespit edilen sistemik artmış homosistein düzeyi, hastalığın etiopatogenzinde genetik faktörlerin rol aldığı görüşünü desteklemektedir. Çeşitli yayınlar da bu hastalarda LOXL1 geninde mutasyonlar olduğu bildirilmiştir.

Şu an için, glokomun büyük bölümünün genetik sebebi bilinmemektedir ancak ilerleyen teknolojilerle glokomdan sorumlu olabilecek gen mutasyonları önümüzdeki yıllarda hızla tespit edilecektir. Ancak genlerin sebep olduğu yatkınlığın yanında diyabet, steroidler gibi çevresel faktörlerin genler ile ilişkilerinde araştırılması gereken konulardır.
 

Menüye Dön


   powered by: minduce |  
pendik evden eve nakliyat replika saat maltepe evden eve nakliyat eşya depolama ofis taşıma şehirlerarası nakliyat